Devremülk Sözleşmesinin Resmi Şekilde Yapılmaması Geçersizlik Sonucu Doğurur ve Feshi Gerekir (2)

26.10.2016 - 10:31


T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2000/5325

K. 2000/5406

T. 5.6.2000

• DEVRE MÜLK SÖZLEŞMESİ ( Resmi Şekilde Yapılmadığı İçin Geçersiz Olup Davacı Davalıya Verdiği Paranın İadesini İsteyebileceği )

• RESMİ ŞEKİL ( Devre Mülk Sözleşmeleri Resmi Şekilde Yapılmadığı İçin Geçersiz Olup Davacı Davalıya Verdiği Paranın İadesini İsteyebileceği )

• PARANIN İADESİ ( Devre Mülk Sözleşmeleri Resmi Şekilde Yapılmadığı İçin Geçersiz Olup Davacı Davalıya Verdiği Paranın İadesini İsteyebileceği )

2644/m.26

ÖZET : Devre mülk sözleşmeleri resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olup davacı, davalıya verdiği paranın iadesini isteyebilir. Mahkemece, davanın bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerekirken, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri esas alınarak ve cayma bildirimi belgesi verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalı ile yaptığı devre mülk sözleşmesinin kapıdan satış şeklinde yapıldığını, cayma bildirimi belgesi verilmediğini öne sürerek, sözleşmenin feshine ve ödediği 356.650.000 liranın istirdadına karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

İddia, savunma ve toplanan kanıtlardan taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 15.5.1996 ve 21.5.1996 tarihli sözleşmelerin, devre mülk sözleşmeleri olduğu anlaşılmıştır. Şu halde uyuşmazlığın 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre değil, genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Devre mülk sözleşmeleri resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olup davacı, davalıya verdiği paranın iadesini isteyebilir. Mahkemece, davanın bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerekirken, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri esas alınarak ve cayma bildirimi belgesi verilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, gerekçesi değiştirilerek sonucu itibariyle doğru olan mahkeme kararının HUMK.nun 438 /son maddesi hükmü uyarınca onanması gerekir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek neticesi itibariyle doğru bulunan mahkeme kararının ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 8.850.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 05.06.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.